Türkçemiz Katlediliyor

Her geçen gün Türkçe'nin biraz daha yozlaştırıldığını görüyoruz. Dilimizdeki yabancı kökenli sözcüklerin istilası artarak sürüyor. Peki buna kim dur diyecek? Ne yazık ki ben de dâhil olmak üzere çoğumuz Türkçe'mizi özensiz kullanıyoruz. Bu da hiçbirimize yakışmıyor ne yazık ki.

GÜZEL TÜRKÇE'MİZ NASIL KATLEDİLİYOR?
Her geçen gün Türkçe'nin biraz daha yozlaştırıldığını görüyoruz. Dilimizdeki yabancı kökenli sözcüklerin istilası artarak sürüyor. Peki buna kim dur diyecek? Ne yazık ki ben de dâhil olmak üzere çoğumuz Türkçe'mizi özensiz kullanıyoruz. Bu da hiçbirimize yakışmıyor ne yazık ki.
"W, X, Q" gibi Türkçe'mize ait olmayan harflerin kullanımı;
"I, ı,  ü, u" gibi harflerimizin uygun kullanılmaması, noktasız kullanımı;
Kelimeleri kısaltarak kullanmak;
Özensiz cümle kurulması;
"De, da, ki, mi" gibi bağlaçların yanlış kullanımı;
Yabancı kelime kullanımı;
Cümlenin ortasında büyük harfle yazmak...
 
Örnek vermek gerekirse:
Eywallah, eywah, Taxim, yqk gibi...
- "W,X,Q" harfinin ne işi var burada?
Doğrusu: Eyvallah, eyvah, Taksim, yok
"Turkce, Istanbul, duzgun" gibi...
- Dilimizde noktalı harfler yok mu?
Doğrusu: Türkçe, İstanbul, düzgün
"Hdi snemaya gdlm, gldm, tşk, öd" gibi...
- 2 kelime uzun yazsan ölür müsün?
Doğrusu: Hadi sinemaya gidelim, geldim, teşekkürler, önemli değil.
- Şimdi de yanlış yazılan kelimelerimizin doğru yazılışlarını öğrenelim:
"yada, herkez" gibi...
Doğrusu: Ya da, herkes
- Bağlaçların kullanımına dikkat edelim
"Öyleki, gidelimmi" gibi...
Doğrusu: Öyle ki, gidelim mi
"Yes, ok ,brother, selfie" gibi...
- Bu kelimelerin Türkçe karşılığı yok mu?
Doğrusu: Tamam, kardeşim, öz çekim gibi...
Unutulmaması gereken önemli başka unsurlar ise, "çünkü, ama, fakat, lakin, yalnız, ancak" cümle başı bağlaçları olduğudur ama bağlı cümleleri birbirine eklediğinden kendisinden önce nokta değil, noktalı virgül konur; dolayısıyla ilk harfi küçük yazılır.
Hele "ve" bağlacı cümle başına getirilmez, getirilip de ilk harfi büyük yazılmaz.
Yapılan en büyük hatalardan biri ise adres yazım hatalarıdır. Özel isimlerden oluşan cadde, mahalle, sokak isimleri her nedense ayrı yazılır çoğunlukla. Oysa kişi adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarında unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: "Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi)".
Bir ulusu ayakta tutan milli değerleridir. Bunların başında da dil gelir.
Dil yaşayan bir olgudur. Tıpkı insan gibi…
İnsanoğlu yaşamsal faaliyetini devam ettirebilmek için nasıl her şeyden önce beslenmeye ihtiyaç duyuyorsa, “dil” de böyledir. Devamını sağlayabilmek için beslenmesi gerekir.
Dil, sahip olduğu kültürle, bilimle, sanatla, dünya üzerine yerleşmiş bütün ilimlerle beslenir. Sonuçta tüm bu ögeler zaman içinde her daim kendini yenileyen, gücünü ve desteğini birbirinden alan ve birbirine bağımlı kavramlardır. Bu, tıpkı bir zincirin halkalarına benzer. Halkalardan biri koptuğunda zincir özelliğini kaybetmez; ama anlamını yitirir. Eskisi gibi işinize yaramayacaktır. Demek ki bütünlüğünün sağlanması için korunmaya ihtiyacı vardır. Korumak, etrafını zırhla örmek değildir. Korumak beslenmesine engel olmak, gelişmesini duraklatmak değildir. Korumak sahip çıkmaktır. Kabullenmektir.
                                 
TÜRKÇE'NİN ÖLÜMÜ
 
Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı... Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim..."
 
Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı... Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim..."
 
Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı... Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim..."
 
Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Fenâ hâlde kal geldi yâni. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim... Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim..."
 
Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim,  enjoy durumları yâni. Ama concon muyum ki ben,baktım ki o da bana kesik... Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav aryu yavrum?'"
 
Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden. Off, ay dont nov âbi yaa... Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita... 'Hay beybi..."

Aşkım Tan

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com